Sektörden Haberler

3E Electrotech Dergisi YILKODER Yönetim Kurulu Başkanı Engin AYÇİÇEK Röportajı

3E Electrotech Dergisi’nin Nisan ayı sayısı için Derneğimiz Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Engin Ayçiçek ile yaptığı röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

YILKODER’in kuruluşu ve faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?

YILKODER, yıldırımdan korunma ve topraklama sektöründe faaliyet gösteren firmaların bir araya gelmesi ile 1 Şubat 2007 tarihinde kuruldu. Derneğimizin kuruluş amaçları; yıldırımdan korunma ve topraklama sektörüne hizmet eden, imalatında çalışan gerçek şahısları ve firmaları bir araya getirerek sektörün her alanındaki sorunlarına ortak çözümler aramak, tüm bileşenlerle dayanışmayı sağlamak, yıldırımdan korunma ve topraklama sektörünün gelişmesi, üretimde kalite ve verimliliğin artması, sektörün dış pazarlardaki rekabet ortamına uyum sağlaması için ortak girişimlerde bulunmak, sektörde çalışanlar arasında iletişimi ve bilgi akışını artırmak, teknik yeniliklerden üyelerini haberdar etmek, araştırma ve geliştirmeyi teşvik ederek yıldırımdan korunma ve topraklama sektörünün kalkınmasına hizmet etmek, ulusal ve uluslararası merciler önünde imkanlarını ve sorunlarını dile getirmek, amaçlarına paralel aktivitelere yönelik üst organizasyonlarda yer almak, diğer sektörleri temsil eden dernek ve benzeri kuruluşlarla dayanışma halinde Türk sanayinin ilerlemesinde pay sahibi olmaktır. YILKODER, sektörün faaliyetlerini ayrı ayrı şirketler olarak yürütmek yerine ortak bir sinerji ile yürütmenin önemini savunmakta; kurallara uygun ve adil rekabetin yıldırımdan korunma ve topraklama sektöründe uygulanması için ortak hareket edilmesinin zeminini hazırlamaktadır. Böylece, kollektif yardımlaşmanın ilerleyeceğine, üye şirketler arasındaki kişisel ilişkiler ve dostlukların pekişeceğine inanmaktadır.

Yönetim kurulu olarak görev süreniz içinde gerçekleştirmeyi amaçladığınız plan ve projelerinizi öğrenebilir miyiz?

Yıldırımdan korunma ve topraklama sektörü her şeyden önce can güvenliğinin ön planda olduğu bir sektördür. Ne yazık ki bu konuya gereken önem verilmemektedir. Bildiğiniz gibi yıldırım, can ve mal güvenliğini tehdit eden ve yıkıcı etkileri olan bir doğal afettir. Standartlara uygun projelendirilmiş dış yıldırımlık ve iç aşırı gerilim koruma tertibatı ile birlikte eş potansiyeli sağlanmış doğru bir topraklama tesisatı ile bu yıkıcı etkilere karşı yapı ve tesislerimizi korumak mümkündür. YILKODER olarak bu farkındalığı üretici firmalarımıza ve kullanıcılara kazandırmak için eğitim çalışmalarına oldukça önem veriyoruz. Katıldığımız fuarlarda ve üniversite etkinliklerinde, konunun uzmanı olan akademisyen ve sektör temsilcilerimiz ile birlikte, yıldırımlık ve topraklama tesisatının mevzuat ve standartlara göre nasıl yapılması gerektiğini, yanlış tesisatların ne gibi hasarlara yol açabileceğini ve söz konusu tesislerin işletme ve bakımında yapılması gerekenleri anlatıyoruz. 2012 senesi içerisinde eğitim ve seminer çalışmalarımıza oldukça ağırlık vereceğiz. TÜYAK ve ETMD gibi sektör dernekleri ile ortak çalışmalar planlayacağız. Konunun uygulayıcıları olan tekniker ve teknisyenlere yönelik olarak ilgili oda ve dernekler ile birlikte eğitim çalışmaları düzenleyeceğiz. Daha da önemlisi gelecekte sektörün sahipleri olacak üniversite ve meslek lisesi öğrencileri için eğitim programları düzenleyeceğiz. Ayrıca oluşturduğumuz Ar-Ge Fonu ile öğrencilerin başarılı projelerini destekleyeceğiz ve bu öğrencilere burs sağlayacağız. Bilimsel Makale Yarışması ile üniversite öğrencilerinin yıldırımdan korunma ve topraklama konusunda akademik çalışma yapmalarını teşvik edeceğiz. Konu ile ilgili yüksek lisans ve doktora düzeyinde akademik çalışmalara zemin hazırlamak ve ortaya çıkan çalışmaların sektöre duyurulmasını sağlamak için “Ulusal Yıldırımdan Korunma ve Topraklama Sempozyumu” düzenleyeceğiz. Başarılı öğrencilere iş ve staj imkanları sağlayarak sektörün önemli bir ihtiyacı olan yetkin iş gücünün artmasını sağlayacağız. Tüm bu eğitim faaliyetlerinin düzenli ve tek elden gerçekleştirilebilmesi için YILKODER Akademi isimli yapı oluşturuyoruz. Bu yapı sayesinde hem üyelerimizin mesleki ve kişisel gelişimlerini arttırmalarını sağlayacağız hem de sektör çalışanlarının takip edebilecekleri kitap ve dergi gibi yayınlar ortaya çıkaracağız. Başta yıldırımdan korunma ve topraklama sektörünün gerektirdiği elektriksel koruma ve iş güvenliği konuları olmak üzere ilgili mühendislik temel kavramlarının pekiştirilmesini ve yeni teknolojik gelişmelerin aktarılmasını sağlayan teknik eğitim ve seminerler ile üniversite öğrencilerinden yeni mezun mühendislere, çalışan tekniker ve mühendislerden kurumsal firmalara kadar tüm kesimlerin mesleki gelişimlerini artırmayı hedefliyoruz. Bunların yanında derneğimiz, üyelerine yakın zamanda sertifikalanma imkanı sağlayacaktır. Böylelikle üyelerimiz, derneğimizde alacakları eğitim neticesinde sertifika sahibi olarak yıldırımdan korunma konusunda ülkemizde tercih edilen kişiler haline geleceklerdir.

Eğitim konusu faaliyetlerimizin sadece bir kısmını oluşturuyor. Şu an hazırlıklarına başlamış olduğumuz komisyon çalışmaları ile sektörde var olan sorunları masaya yatırıyoruz. Denetim eksikliği ve standartlara uygun olmayan üretim ve projelendirme yapan firmalar sektörün en önemli sorununu oluşturuyor. Dernek olarak bu tür firmalara karşı yaptırım gücümüz yok ama son kullanıcıya doğru bilgileri ulaştırarak ve onları bilinçlendirerek bu sorunu önemli ölçüde ve kalıcı bir şekilde çözeceğimize inanıyoruz. Tabi ki bu çalışmaları kamu düzeyinde desteklemek için de gerekli çalışmaları planlayacağız.

Sektörün bir diğer önemli sorunu mevzuat ve standartların belirsizliğidir. Mevcut Topraklama Yönetmeliği, aranılan bilgiye ulaşabilmek için pratik hazırlanmış bir yönetmelik değildir. Uygulayıcılar bile zaman zaman uygulamayı anlamakta zorluk yaşayabilmektedir. Yönetmeliğin, doğru bilgiyi en dolaysız ve pratik yoldan aktaran bir hale gelmesi gerekiyor. Yıldırımdan Korunma Yönetmeliği ise taslak olarak hazırlanmışsa da yayınlanmamıştır. Bu konuda mevzuatın yeterli olmadığı açıktır. Bu boşluğun giderilmesi için derneğimiz, kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, bakanlıklar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte çalışmalar yürüterek uluslararası standartlara uygun yönetmelik taslakları hazırlayacaktır. Oluşturulacak yönetmelik taslaklarının bilim adamlarına, üreticilere, tasarım ve taahhüt şirketlerine ve mühendislere ulaşması, konunun kamuoyunda bütün yönleriyle müzakere edilmesini sağlamak üzere geniş katılımlı bir tanıtım ve tartışma seminerlerinin düzenlenmesi de derneğimizin hedeflerindendir.

Sektördeki yerli/yabancı üretim konusundaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Yıldırımdan korunma ve topraklama ekipmanları oldukça büyük bir çeşitlilik gösterir. Yıldırımdan korunma sistemleri; temel olarak, yıldırım darbesini üzerine çekecek olan korunma sistemi temel elemanları (paratoner başlığı, yakalama çubuğu, gergi teli); yıldırım darbesini belirlemiş olduğumuz hat üzerinden toprağa iletecek olan iletken sistemi, bu iletken sistemini taşımamızda yardımcı olarak bağlantı ekipmanları ve iletken vasıtasıyla taşımış olduğumuz darbeyi toprakta sönümlendirmemizi sağlayacak topraklama sistem ekipmanlarından oluşmaktadır. Tüm bu sistem elemanlarının kalitesi ve standartlara uygunluğu son derece önem arz etmektedir Sistemlerin TSE EN 62305 1-2-3-4, NFC 17 102 ve EN 50164 standartlarına uygun olarak tasarlanması ve denetlenmesi büyük önem taşımaktadır. Örneğin; hatalı üretilen bir kroşenin arasına yağmur damlası kaçarsa yıldırım düşmesiyle birlikte büyük bir deşarj oluşmakta ve kroşeden çıkan kıvılcımlarla yangın riski doğmaktadır. Bir başka örnek verecek olursak; korozyona dayanıklılığı zayıf topraklama ekipmanlarının kullanılması sonucunda topraklama sistemimizin hedef direnci kısa zamanda yükselecek ve kurmuş olduğumuz sistem görevini yerine getiremeyecek duruma gelecektir. Bu örneklerin sayısı çoğaltılabilir. Sonuç olarak standartların bu sektördeki önemi tartışılmayacak tek konudur. İletken kesitlerinden en küçük bağlantı elemanlarına kadar tüm elemanlar ilgili standartlara uygun üretilmiş olmalıdır. Ancak maalesef, her sektörde olduğu gibi bu sektörde de kalitesiz üretim yapan firmalar haksız rekabet koşulları yaratarak hem sektörün gelişmesini engelliyorlar hem de yapı ve tesislerde tehlikelere davetiye çıkartıyorlar. YILKODER olarak tüm sektör firmalarımızın kalitelerinin ve yeterliliklerinin artmasını sağlamak en önemli hedeflerimizdendir.

Türkiye 2011’de de önemli bir büyüme gerçekleştirdi. Ancak 2012 için hem Türkiye hem de dünya ekonomisi için kötümser senaryolar konuşuluyor. Sizin bu yıl ve gelecek dönemlere ilişkin öngörülerinizi öğrenebilir miyiz? Bu gelişmelerin sektöre yansımalarını nasıl olacak sizce?

Ortaya çıkan göstergeler ekonomide yatay bir seyrin olduğunu göstermektedir. Daha önceki dönemlere göre ekonomide kısmi bir yavaşlamanın ortaya çıktığı, 2012 yılında yatay seyrin devam etmesinin beklendiği görülmektedir. 2012’nin ilk yarısında imalat sanayi istihdamında da dikkate değer bir artışın yaşanmayacağı görülmektedir. Amerika ve Avrupa’da büyüme beklentilerinin çok zayıf olduğu 2012’de gelişmekte olan ülkelerin de büyüme hızlarında bir miktar düşüş beklenmelidir. Amerika kaynaklı finansal kriz sonrasında Avrupa Birliği, borç kriziyle mücadelesinde ciddi yaralar almıştır. Euro Bölgesi ekonomilerinde yaşanan sıkıntıların diğer bölgelere de yayılmasının 2008’dekinden daha büyük bir global krize yol açabileceği riski unutulmamalıdır.

Ülkemizin ekonomik dinamikleri lokomotif sektör olan inşaat sektörü üzerinden çalışmaktadır. İnşaat sektöründe oluşacak bir durgunluk ya da kriz domino etkisi ile tüm sektörleri olumsuz etkiler. Bu nedenle inşaat sektörüne yapılan yatırımların 2012’de de teşvik edilmeye devam edilmesi gerekmektedir. Ülkemizin başta inşaat sektörü olmak üzere tüm sektörlerinde artan üretim gücü bu yıl ve gelecek yılda artmaya devam edecektir.

Çin ve Hindistan ekonomileri üreterek büyümeye, batı ülkelerinin yaptığı gönüllü know how transferini büyük bir mutlulukla almaya devam edeceklerdir.
ABD ise tüketerek global büyümeye katkı sağlamaya devam edecektir. Rusya ise AB’nin enerji tedarikçisi olarak mevcut rolüne devam edecektir.

Son olarak bu konuda belirtmem gerekir ki; sürdürülebilir büyüme için stratejik dönüşüm mantığı ile kamu-özel sektör, hepimizin bir zihniyet değişikliğine ihtiyacımız olduğu aşikardır.

Yetişmiş ara eleman konusunda sıkıntılar çekiliyor mu?

Hem teknik lise hem de teknik üniversite mezunu olarak şunu söyleyebilirim; burada problemin ana kaynağı teknik eğitimin nasıl yapılacağının tam olarak oturmamasıdır. Sanayicinin ihtiyacı ve talebi gözetilmeden yürürlüğe konulan yeni eğitim sistemleri bu anlamda doğal olarak çarkların sağlıklı dönmesini engelliyor. Başlıca sorun teknik elemanın eğitimi sırasında sanayiyi tanıma eksikliğidir. Pratik olarak ilk deneyimlerini (genelde verimsiz olan stajları hariç) mezun olduktan sonra yaşıyorlar. Günümüzde meslek liseleri ile üniversiteler sanayiye daha yakın olmaya başlamışlardır. Bunun en önemli sebebi ise sanayicinin konuya daha çok eğilmiş olması ve bu konuda devletten teşvik görmesidir. Yani sanayici yatırımlarının belli kısmını artık eğitim kurumlarına yaparak işbirlikleri gerçekleştiriyorlar. Bu sayede çok daha kalıcı ve verimli bir eğitim gerçekleşiyor. Sektör incelendiğinde ise özellikle mühendisler, ağırlıklı olarak organizasyon ve kontrol işlerine yoğunlaşmış ve haliyle asıl işi olan mühendislikten uzaklaşmış durumdalar. Yönetimle üretim arasında sıkışmış olarak her türlü planlama, denetleme, organizasyon ve kontrol işleri arasında gerçek mesleklerinden uzaklaşıyorlar. Bu noktada önemli olan yönetimlerin ve insan kaynakları birimlerinin firma ihtiyaçlarını, noktasal olarak belirlemeleri ve bunlara göre teknik elemanların istihdam edilmesidir. Ayrıca sanayicimizin çalışanına eğitim aldırma konusundaki bilinci henüz tam istenen seviyede değildir. Bu ihtiyacı gereksiz bir harcama olarak görenlerin sayısı günümüzde ne yazık ki oldukça fazladır. Nasıl ki fabrikamıza, makinalarımıza, araçlarımıza yatırım yapıyoruz, bakımdan geçiriyoruz, çalışanlara da mutlaka yatırım yapılmalı ve iş gücü verilecek eğitimlerle sürekli geliştirilmeli ve diri tutulmalıdır.

Üniversitelerle birlikte çalışmalar yapıyor musunuz? Bilgi verir misiniz?

Son yıllarda eğitim kurumlarının yanında bizim gibi öncü derneklerin meslek liseleri ve üniversiteler ile işbirliklerini arttırdıklarını görüyoruz. Bu da sektördeki birçok eksikliğin giderilmesine kaynağında olanak sağlamaktadır. Birbirleri ile çok daha önceden işbirlikleri yapması gereken kurumların son zamanlarda ivmeyi arttırarak devam eden ortak girişimleri ile geleceğe daha güvenli bakabiliyoruz. YILKODER, bu bilinçle üniversite öğrencileri ile 2012 yılı içinde, bilimsel makale yarışması, yeni oluşturduğumuz Ar-Ge fonu ve akademi yapılanması ile birçok değişik platformda bir araya gelecektir. Ayrıca birçok üniversitenin kariyer günleri kapsamında aldığımız davetleri de mümkün olduğunca değerlendirmekteyiz.

Röportaj ve Fotoğraf: Haluk Kürşat KOPUZLU

3E ELECTROTECH DERGİSİ

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı